Esmalar

Transhümanizm: "Orijinal sin"in İkinci Perdesi

Modaratör29 Mar 2025132 görüntülenme
29 Mar 2025
#1

"İnsan" (human) kavramı etrafında çeşitlenmiş kavramlar dizini, transhümanizm, posthümanizm, antihümanizm, metahümanizm birbiriyle ilintili ancak aynı zamanda ciddi bir enformasyon yaratan kavramlardır. Bu kavramlar teknolojinin ve materyalin lojistik desteğiyle insana "iyi gelecek" gibi içeriklendirilse de, son kertede "e sonra ne olacak?" diye soru sorduğunuzda elinizde büyüsellikten başka bir şeyin kalmadığını rahatlıkla görebilirsiniz.

Burada merkezi bir kavram olarak görünen posthümanizm ile başlayalım. Bilindiği gibi "post" öneki başına geldiği kavramla ilintili olarak klasik anlayışın sona ererek yeni bir anlayışın başladığını ima eder. Söz gelimi; post-truth klasik hakikat anlayışının sona erdiği, hakikatin parçalanarak görelileştiği bir duruma göndermede bulunmaktadır. Tekraren belirtmeliyim ki, "post" ön ekli kelimelerin hepsi postmodern durumun içinde içeriklenen alt kavramsallaştırmalardır.

Posthümanizm, insanlar arasında daha önce farklı sebeplerden kaynaklanan ayrımları ve hiyerarşiyi kaldırarak, gerek onu kuşatan çevre gerekse kültürel, sosyal, biyolojik vb. açılardan evrimleşmiş bir insana göndermede bulunmaktadır. Kavramı ilk olarak kullanan *Ihab Hassan*'dır. Transhümanizm ise, gelişen teknolojilerin yardımı ve desteğiyle insanın tıbbi, biyolojik vb. açılardan daha iyi duruma getirilmesini hedeflemektedir.

Hümanizm yani insan merkezcilik, "biz insan merkezli hizmet yapıyoruz" türünden belediyelerin reklamları çerçevesinde anlaşılacak bir şey değildir. Ontolojik, epistemolojik, etik ve estetik açıdan her şeyin kaynağı ve meşruiyetinin insan olduğu bir durumu ifade eder. İnsanın kendi yetilerini en üst düzeye kadar geliştirmesi tabii ki önemlidir. Ancak sınırlı ve sonlu bir varlığın tüm bilgi ve varlığın kaynağına kendisini yerleştirmesi ve meşruiyetini kendinden menkul görmesi, ancak kendi kendini doğrulayan bir kehanet olarak okunabilir.

Telefonlar, gelişen teknoloji, ışıklı aygıtlar insanları niçin bu kadar cezbediyor anlayabilmiş değilim. Her dönemde insanlar güç, kuvvet ve kolaylık bakımından daha iyi durumda olduğunu düşünüyorlar. Ancak post/modern insanın durumu, Fir'avn'ın sihirbazlarının büyülerine hayranlıkla bakmalarına benziyor. Sorulması gereken tüm bunların insanlığın toplam kalitesine ne kattıklarıdır.

Şimdi diyorlar ki insana, "Biz seni iki yüz yıl yaşatacağız; hatta ölümsüz olabilirsin." Sözlerin tınısı ne kadar da Hz. Adem'in iğvasını getiren vaatlere benziyor değil mi? Ben de diyorum ki, "yemezler."

1320
Paylaş:
Yanıt Yaz

Bu konuya yanıt yazmak için giriş yapman gerekiyor.