Sözlükte "dengi ve benzeri bulunmayacak derecede değerli ve şerefli olmak, güçlü ve yenilmez olmak, galip gelmek, saygın olmak; güç, şiddet, üstünlük" mânalarına gelen izz/izzet kökünden sıfat olup "değerli, şerefli, benzersiz olan, güçlü ve daima üstün gelen" anlamındadır. "Zayıf ve güçsüz" anlamına gelen zelîlin karşıtı olan azîz ismi, Allah'ın kudret ve kuvvetinin, yücelik ve üstünlüğünün kadîm olduğunu ve yaratılmış varlıklardaki gibi değişikliğe uğramadığını da ifade eder.
Kur'ân-ı Kerîm'de en fazla kullanılan ilâhî isimlerden (esmâ-i hüsnâ) biri olan azîz doksan kadar âyette Allah'a nisbet edilmektedir. Bu âyetlerde azîz ismi çoğunlukla hakîm ismi olmak üzere rahîm, alîm, kavî, hamîd, gafûr, gaffâr, vehhâb, kerîm ve zü'ntikām isimleriyle birlikte zikredilmektedir. Bu isimlerle azîz ismi arasında bir dengeleme münasebeti bulunmakta, âdeta Allah'ın kudret ve yüceliğinin ölçüsüz, keyfî ve ezici değil de merhamet, hikmet, bilgi, bağışlama, cömertlik, adalet gibi vasıfları da içeren bir kudret ve yücelik olduğu vurgulanmaktadır. Bunun yanında ismin kökünü oluşturan izzet kavramı da âyetlerde Allah Teâlâ'ya izâfe edilmiş, her türlü üstünlüğü ifade eden izzetin O'na ait olduğu bildirilmiştir (bk. en-Nisâ 4/139; Yûnus 10/65; Fâtır 35/10). Bir âyette ise izzetin Allah'a, resulüne ve müminlere mahsus olduğu ifade edilmiştir (el-Münâfikūn 63/8).
Azîz hem Tirmizî'nin ("Daʿavât", 82) hem de İbn Mâce'nin ("Duʿâʾ", 10) rivayet ettiği esmâ-i hüsnâ listesinde yer almakta, ayrıca çeşitli hadislerde Allah'a izâfe edilmektedir. Hz. Peygamber, bir gün minberdeyken şu âyeti okuduktan sonra eliyle de göstererek "İşte yeryüzü böyle elindedir, onu hareket ettirir, çekip çevirir ve Allah kendisini 'ben cebbârım, ben mütekebbirim, ben melikim, ben azîzim, ben kerîmim' diye över" buyurarak azîz ismini Allah'ın yüceliğini yansıtan bir biçimde kullanmıştır.
Esmâ-i hüsnâ üzerine eser telif eden müellifler genellikle azîz isminin "benzeri ve dengi olmayan", "asla mağlûp olmayan galip", "kuvvetli" ve "izzet veren" şeklinde dört mânası olduğunu belirtmişlerdir. Azîz ismi birinci anlamıyla Allah'ın tenzîhî sıfatları, ikinci ve üçüncü anlamlarıyla ise zâtî sıfatları grubuna girer. Dördüncü anlamıyla ise fiilî sıfatlar grubuna girer.
Ebü'l-Hasan el-Eş'arî ismin kökünü oluşturan "izzet" kavramı esas itibariyle kudreti ifade ettiği için, azîz isminin en temelde kadîr anlamına geldiğini belirtir. Ayrıca Allah'ın yaratılmış varlıklara benzemediğini, onlarla hiçbir yönden müşterek olmadığını ve herhangi bir açıdan onlarla kıyaslanmaktan yüce olduğunu ifade etmesi hasebiyle azîm anlamına geldiğini de belirtir.
Gazzâlî, azîz isminin üç temel vasfı kendinde topladığını belirtir. Buna göre benzeri nâdir bulunan; kendisine şiddetli bir şekilde ihtiyaç duyulan; erişilmesi, elde edilmesi ve bilinmesi zor olan önemli şeye azîz denilir. Bu üç vasfı kendisinde toplamayan şey azîz olarak isimlendirilmez. Nâdir bulunmanın kemâl noktası "bir" olmaktır. Zira "bir"den daha azı yoktur. Bir şeyin bir olması benzerinin varlığının imkânsız olması demektir. Bu da ancak Allah'tır. Kendisine ihtiyaç duyulmanın kemâl noktası ise her şeyin her konuda O'na muhtaç olmasıdır. Erişilmesi zor olmanın kemâl noktası ise künhünü kuşatma açısından kendisine ulaşılmanın imkânsız olmasıdır. Dolayısıyla azîz isminin kendisinde topladığı bu vasıfların kemâline sadece Allah sahip olduğu için mutlak azîz de sadece O'dur.
Ulûhiyyetin yüceliğine işaret eden azîz ismi içerdiği çeşitli anlamlar itibariyle alî, müteâlî, azîm, kebîr, mütekebbir, kādir, kavî, zâhir ve kahhâr isimleriyle de anlam yakınlığı içerisindedir.
Benzer Konular
Esmalar ve diğer kategorilerden öneriler
El-Vedud
El-Fettah
Esmalar
El-Basir
El-Bedi'
El-Muğni
En-Nur
El-Rakib
El-Kerim
El-Kadir
El-Azim
El-Alim
