Tasavvufa dair yazılan ilk eserlerde sûfî kelimesinin bir unvan biçiminde ortaya çıkışı ve kökeni üzerinde durulduğu halde tasavvuf kelimesinin nasıl türetildiği hususuna bir iki müellif dışında temas edilmemiştir. Bu konuyu ele alan sûfî müelliflerden Ebû Nuaym el-İsfahânî tasavvufun safâ ve vefâ kelimelerinin birleşiminden geldiğini, bunun yanında zâhidlerin yedikleri çöl bitkisi olan sufâneden yahut ucuz bir giyecek sayıldığı için gurura yol açmayan sûftan (yün elbise) türetilmiş olabileceğini belirtir.
Abdülkerîm el-Kuşeyrî ise tasavvufun Arapça bir kökten geldiğini gösteren bir delile rastlanmadığını söyler. Ona göre Hz. Peygamber'in sohbetinde bulunanlara sahâbe, sahâbenin sohbetinde bulunanlara tâbiîn gibi unvanlar verilmiş; zamanla ortaya çıkan bid'atlara karşı Ehl-i sünnet seçkinlerinin her an Allah'la birlikte olma ve gafletten sakınma gayretlerine II. (VIII.) yüzyıldan itibaren tasavvuf denilmiştir.
Öte yandan bir tevazu sembolü olan yün elbise giymeleri sebebiyle âbid ve zâhidlerin sûfî diye anılmaya başlandığı ve tasavvuf tabirinin bu fiilin masdarı olarak kullanıldığı ileri sürülmüş, bu görüş genel kabul görmüştür. Tasavvuf yolunu benimseyenlere sûfî, ehl-i tasavvuf veya mutasavvıf adı verilmiştir.
Tasavvuf ve Mistisizm
Batı'da tasavvuf İslâm mistisizmi diye ifade edilmiş; ancak tasavvufla mistisizm arasında belirgin farklar bulunduğunun anlaşılması üzerine "sufizm" kelimesi kullanılmaya başlanmıştır. René Guénon; tasavvufun aktif biçimde icra edilen bir usulünün oluşu, bir rehber (şeyh) önderliğinde yaşanması, rehberlerin Hz. Peygamber'e kadar varan silsileleri gibi özelliklerinden dolayı mistisizmden tamamen ayrı bir hayat tarzı sayıldığını ortaya koymuştur.
Tasavvufun Tarifleri
Tasavvufla ilgili çok çeşitli tarifler yapılmıştır. Tanımların çeşitliliği önemli ölçüde tanımı yapan sûfînin o anki mânevî hali ve mertebesiyle ilgilidir.
Cüneyd-i Bağdâdî tasavvufun şu konuları içerdiğini belirtmiştir:
- ▸Dünya ile ilgili şeylerde azla yetinme
- ▸Kalbiyle Allah'a dayanma
- ▸Taat ve ibadete yönelme
- ▸Dünyevî arzulara karşı sabretme
- ▸Mâsivâdan uzaklaşıp Allah'a dönme
- ▸Allah'ı içten zikretme
Tasavvufun Kur'an ve Hadis Temelleri
Kalplerin ancak Allah'ı zikretmekle tatmin bulacağı (er-Ra'd 13/28), müminlerin Allah'ı çokça zikretmesi gerektiği (el-Ahzâb 33/41) gibi hususlara dikkat çekilmesi, tasavvufî hayatın temeline Allah'ı çokça zikretme ve kalp temizliği konularını yerleştirmiştir.
Bu sebeple tasavvufa "ilmü'l-kulûb, ma'rifetü'l-kulûb", sûfîlere "ehlü'l-kulûb, ashâbü'l-kulûb, erbâbü'l-kulûb ve ehl-i dil" gibi isimler verilmiştir.
I (VII) ve II. (VIII.) yüzyıllarda âbid ve zâhidler, zühd ve fakrı tercih ederek Allah'a çok şükreden bir kul olmak için gecenin bir bölümünü ibadetle geçiren Resûl-i Ekrem'i ve onun gibi yaşama gayreti içinde olan sahâbîleri örnek alıyorlardı. Bu sebeple tasavvuf; şeriatın özüne sadık kalarak, ibadetin ruhunu yaşatmaya çalışan manevi bir disiplindir.
Benzer Konular
Tasavvuf & Tarikatler ve diğer kategorilerden öneriler
SEMERKAND
Tarikat
Tasavvuf: Manevi Yolculuk ve Ruhsal Gelişimin Derinlikleri
Horasan Tasavvûf Okulu
