İnsanlar arasında toplumsal uzlaşı ve barışın sağlanması için, bireyler arasındaki sosyal adaletin yerini bulması gerekir. Kalkınmanın nimetlerinden faydalanma ve külfetlerine katlanma konusunda sosyal sınıflar arasında denge sağlamaya, "sosyal adalet" denilmektedir. Toplumları oluşturan insanlar arasında dengeyi sağlamayı ifade eden sosyal adalet, geniş bir anlam kapasitesine sahip olan adalet kavramının bir parçasıdır.
Tevhit inancına dayanan bütün dinlerin ve modern demokrasi anlayışının ideali, insanlar arasında toplumsal uzlaşı ve barışı sağlamak için, sosyal adaleti sağlamaktır. Çünkü bu sistemlerde, insanların eşitliğine inanılmaktadır.
Kur'ân, bu konuda en sağlıklı ve en güzel yolu göstermektedir. Kur'ân'ın yüz yedinci suresi olan Mâûn suresinde, mealen şu bilgiler verilmektedir:
"*Sen, dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi itip kakan ve yoksulu doyurmayı teşvik etmeyendir. Namazlarından gafil oldukları halde namaz kılanlara veyl olsun. Onlar, gösteriş yapmakta ve her türlü yardıma da engel olmaktadırlar*." (Mâûn 107/1-7).
Bu surenin başında geçen "gördün mü?" sözü, bir sorudan ziyade bir hayret ve taaccüp anlamını ifade etmektedir. Yüce Allah bu surenin ilk ayetlerinde, yetimi def edip hakkını ödemeyen, toplumda aç ve yoksul bir şekilde yaşayan insanları doyurmayan veya onları doyurabilecek kişileri de bu konuda teşvik etmeyenleri, dini yalanlayanlar olarak tanımlamaktadır.
Surenin sonunda geçen "Mâûn" kelimesi, sureye isim olmuş ve Hz. Ali'nin (ö. 40/661) yaptığı yorumlara göre, zekât, farz olan sadaka, ödünç, hayır, mali yükümlülükler, yardımlaşma ve benzeri manaların tümünü kapsamaktadır.
Bu surenin mesajı; iman, ibadet ve sosyal hayattaki davranışların birbirleriyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Samimi inanç ve iman, insanı toplumsal adalet için çalışmaya sevk eder. Herkese selam, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.
Benzer Konular
Esmalar ve diğer kategorilerden öneriler
El-Vedud
El-Fettah
El-Aziz
Esmalar
El-Basir
El-Bedi'
El-Muğni
En-Nur
El-Rakib
El-Kerim
El-Kadir
El-Azim
