Havas Okulu ilmi Genel Makaleler | Esmalar | Vefk & Tılsım | Büyü Fal

Havas ilmi & Gizli ilimler

Havas İlminin Derinliklerine Yolculuk: Kadim Bilgelik ve Gizemli Sırlar
  • Sitemizde kesinlikle havas işlemleri YAPILMAMAKTADIR. Sizden ücret isteyen kişilere itibar etmeyiniz. Sitemizde ücretli ve ücretsiz işlem yasaktır ! Yayınlanan konular bilgi amaçlıdır. Sitemizde cep telefonu, mail adresi ve diğer paylaşım platformları adresleri paylaşmak (özel mesaj yoluyla da olsa) yasaktır. Tespiti halinde uyarılmaksızın siteden uzaklaştırılır. Bunun dışında site üyelerinin kendi aralarında yaptığı ve sistemimizin tespit edemediği tüm bilgi alış-verişinden havasblog.com sorumlu değildir.
  • Üzerinizde ağırlık mı hissediyorsunuz? Rızık, kısmet,musallat, veya manevi sıkıntılarınız için detaylı bakım yaptırmak ve danışmanlık almak ister misiniz? İcazetli Muhammed-i Turgut Hoca ile manevi sorunlarınıza ışık tutun. İletişim DM
  • BLOG SAYFAMIZA MODERATÖRLER ALINACAKTIR
  • ÜYE OLUN VE ERİŞİME GİZLİ BİLGİLERE ERİŞİN
  • TOPLULUK OLARAK BÜYÜRKEN SİZİDE ARAMIZDA GÖRMEKTEN MUTLUK DUYARIZ ;)
  • TASAVVUF GELENEKLERİMİZE UYGUN HOCALAR YETİŞTİRİYORUZ.!

İman, amel mi inanç mı?

admin

Admin
Yönetici
Cevap
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle ifade edelim ki, iman kalbin amelidir. İman, kalp ile tasdik (amel-i kalbî) ve dil ile ikrar (amel-i lisânî). Bu sebeple “amel” kelimesi sadece bedensel fiilleri değil, kalp fiillerini de kapsar.
Hadiste iman “amel” başlığı altında zikredilmiştir; çünkü o, bütün amellerin temelidir. İman olmadan hiçbir amel değer kazanmaz.
Maturidilere göre
iman amelden bir cüz değildir. Eşarilere göre ise, amel imanın “mütemmim” bir cüzüdür.
Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:
İnsana en büyük sevabı kazandıracak amel, hiç şüphesiz merak edilecek bir konudur. Ebû Zer Hazretleri bu merakını Resulullah (asm) Efendimize arz etmiş, aldığı cevap “Allah’a iman ve Allah yolunda cihad.” olmuştur. (Buhârî, Itk 2; Müslim, İman 136)
Allah’a iman, her hayrın başıdır. O olmadan hiçbir işin kıymeti yoktur. İman, “kalp ile tasdik” anlamında kalbin; “dil ile ikrar” anlamında da dilin amelidir. Bu sebeple imana amel denilebilir. Bu hadis-i şerif bunun delilidir.
a) Bilindiği üzere, iman inançtır, İslam ameldir. Fakat birçok hadislerde iman konusu anlatılırken, içinde amel konusu da zikredilir.
Bir hadis allamesi olan Şeyh Ebu Amr b. es-Salahın bu konudaki mütalaası şöyledir:
“İman ile İslam aynı manada kullanıldığı gibi, farklı manalarda da kullanılır. Buna göre her mümin Müslümandır fakat her Müslüman mümin değildir. Alimlerin cumhuruna göre bu tespit kitap ve sünnete uygun olan bir hakikattir.” (bk. Nevevi, Şerhu Müslim, 1/148)
b) İmam Hattabi’nin bildirdiğine göre, "imanın aslı tasdiktir, İslam'ın aslı ise teslim olmak ve boyun eğmektir. Kişi bazen zahirde teslim olmuş (Müslümandır) fakat batında boyun eğmemiştir. Bazen batında sadıktır fakat zahirde boyun eğmemiştir.
Nitekim bazı hadis rivayetlerine göre, İslam -özetle- Allah’a ve peygambere iman edip şahadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak, hacca gitmek. (Buhârî, İman 1)
Burada imanın aslı olan tasdik-i batıni, önemli amel kısmını da içine alan tasdi-i zahiriye de şamildir, ki burada imanın ilk rükünleri de İslam sayılmıştır.” (bk. Nevevi, a.g.y)
c) Bediüzzaman’ın açıklaması ise özetle şu anlamdadır:
İmanın altı şartı (erkân-ı sitte-i iman), İslam’ın beş şartı (erkân-ı hamse-i İslam) Kuran’ın temel maksadıdır. (bk. Sözler, s. 746)
Yani iman (inanç esasları) ile İslam (amel esasları) birbirinden kopuk değildir. Kuran her ikisini birlikte ele alır.
İslam, iltizamdır yani, taraf tutmak, bağlanmak, teslim olmak, uygulamaktır. İman ise izandır, yani kalben kabul etmek, doğrulamak, tasdik etmektir.
Başka bir ifadeyle iman kalbin kabulüdür. İslam o kabulün hayata yansımasıdır.
Sonuç olarak şu hükme varır:
İmansız İslamiyet kurtuluş sebebi olmaz. İslamiyetsiz iman da kurtuluş sebebi olmaz. Yani, sadece inanmak yetmez, sadece uygulamak da yetmez.
Kalp tasdiki
(iman) ile teslimiyet ve yaşama (İslam) birlikte olmalıdır.
Özetle Bediüzzaman’a göre iman ve İslam ayrı kavramlar olsa da kurtuluş için birbirinden kopmaz iki hakikattir. (bk. Mektubat, s. 34)
Hadiste geçen “cihad” nasıl anlaşılmalı?
“Allah yolunda cihad”,
öncelikle dinin korunması ve savunulması için yapılan meşru mücadeledir. Sadece savaş değildir.
Nefisle mücadele de cihad kapsamındadır. İlmi, fikrî ve ahlakî mücadele de buna dahildir.
Hadiste imandan sonra zikredilmesi, imanın en büyük meyvesinin Allah yolunda fedakârlık olduğunu gösterir.
Çelişki var mı?
Hayır. İman kelamî tarifte amel değildir. Fakat kalbin ameli olduğu için hadislerde amel başlığı altında zikredilebilir.
Hadis, imanın üstünlüğünü ve bütün amellerin temelini teşkil ettiğini vurgulamaktadır.
Dolayısıyla, en büyük amel imandır, en büyük fedakârlık ise cihaddır. En temel hakikat de kalbin tasdik etmesidir.
Sonuç olarak, iman, İslam’ın temelidir ve ameller ile birlikte bir bütünlük oluşturur. İman ettikten sonra, bu imanın gerektirdiği şekilde hareket etmek, yani iyi ameller işlemek, bir müminin sorumluluğudur. Hadiste geçen imanın fazileti, kişinin Allah ile olan ilişkisini güçlendiren ve onu yüksek ahlaka yönlendiren bir unsur olarak anlaşılmalıdır. Bu nedenle, iman, amellerin başında gelmekte ve cihad gibi yüksek değerler de bu imanın hayata yansıması olarak değerlendirilmelidir.
Selam ve dua ile...
 
Üst