Esmalar

El-Fettah

Modaratör8 Mar 20251.003 görüntülenme
8 Mar 2025
#1
M
Moderatör
Üye· 4500 itibar

"Bir şeyi açmak, taraflar arasında hüküm vermek, birine yardım edip zafere ulaştırmak" anlamındaki feth kökünden mübalağa ifade eden bir sıfat olup "iyilik kapılarını açan, bütün anlaşmazlıkların nihaî hakemliğini yapmak suretiyle mutlak adaleti gerçekleştiren, hak ile bâtılı birbirinden ayırıp durumu açıklığa kavuşturan, mazlumlara yardım edip mümin kullarına zafer veren" mânalarına gelir. Fethin asıl anlamı olan "açma" eyleminin sonuçları dış duyularla algılandığı gibi kalp gözüyle de (bâtınî hisler) idrak edilebilir. Râgıb el-İsfahânî, "Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar yine de gözlerimiz boyandı, daha doğrusu biz büyülenmişler zümresiyiz diyeceklerdir" (el-Hicr 15/14-15) meâlindeki âyetleri, Allah'a nisbet edilen birinci grup açma eylemine örnek olarak göstermiştir. Sonuçları kalp gözüyle algılanan açma fiili bazan fakruzarûreti ortadan kaldırmak gibi dünyevî, bazan da bilinmezliği kaldırmak türünden mânevî olabilir. Fethin "hakemlik veya hâkimlik yapmak, nusret ve zafer vermek" mânaları da "açmak" şeklindeki temel mâna ile bağlantılıdır. Çünkü hâkim iki hasım arasında kapalı kalan hak ve adalet kapısını açarak karar vermektedir. Zafere ulaştırmak da haklılık ve ganimet kapısını açmak demektir.

Kur'ân-ı Kerîm'de fetih kavramı fiil veya isim kalıplarıyla otuz üç âyette otuz sekiz defa geçmektedir. Bunların on birinde muhtelif fiil sîgalarıyla, dört yerde ise fetih şeklinde Allah'a izafe edilmekte, bir yerde de gayb anahtarlarının (mefâtih) O'nun nezdinde bulunduğu belirtilmektedir (el-En'âm 6/59). Dua üslûbu taşıyan bir âyette Allah "hükmedenlerin en hayırlısı" (hayrü'l-fâtihîn) diye anılmakta (el-A'râf 7/89), bir âyette de "adaletle hüküm veren ve her şeyi hakkıyla bilen" (el-fettâhü'l-alîm) şeklinde tavsif edilmektedir (Sebe' 34/26).

Hadislerde de fetih kavramı mâzi ve muzâri sîgaları ve Kur'an'daki mânaları ile Allah'a nisbet edilmiştir. Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği bir hadiste (Müsned, VI, 24), "fâtih" ismi, esmâ-i hüsnâ listesine yer veren Tirmizî'nin es-Sünen'inde de ("Daʿavât", 82) "fettâh" ismi Allah'a izâfe edilmiştir. Müslim'in el-Câmiʿu'ṣ-ṣaḥîḥ'inde yer alan bir hadise göre Hz. Peygamber camiye girerken, "Allahım, bana rahmet kapılarını aç!" şeklinde dua edilmesini öğütlemiştir.

Kelâm âlimleri, kelimenin sözlük anlamını ve Allah'a nisbet edilen bir isim olarak Kur'ân-ı Kerîm'deki kullanılışını göz önünde bulundurarak fettâh ismine öncelikle "hâkim" (kadı) mânasını vermeyi tercih etmişlerdir. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, buradaki hâkimliğin hidayet ve dalâletin hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesi mânasına geldiğini söylemiş ve fettâh isminin "bilinmezlik perdesini kaldırıp gerçeği ortaya koyan" anlamına gelebileceğini ifade etmiştir.

Gazzâlî, fettâha "yardımıyla her kapalı şeyin açıldığı ve hidayetiyle her müşkülün çözüldüğü isim" şeklinde mâna verdikten sonra şöyle demektedir: "Bazan ülkeleri düşmanlarının ellerinden çıkarıp peygamberleri için fetheder ve, 'Biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik' (el-Feth 48/1) der. Bazan da velîlerinin kalplerinden perdeyi kaldırıp yüceliğinin iklimine ve azametinin güzelliğine giden kapıları onlar için açar ve, 'Allah'ın insanlara açacağı rahmeti kimse tutamaz, O'nun tuttuğu rahmeti de kimse salıveremez' (Fâtır 35/2) der. Gayb ve rızık anahtarlarını elinde bulunduran Allah elbette fettâh olmaya lâyıktır."

Ebû Bekir İbnü'l-Arabî'ye göre fettâhın üç ilgi alanı bulunur: a) Yokluk kilidini açıp nesne ve olaylara varlık kazandırmak; b) Bilinmeyeni kelâmı ile açıklamak ve her müşkülü çözmek; c) Rızık ve nasip kilitlerini açmak. Bu sonuncu tecellî kıtlıktan sonra yağmur, fakirlikten sonra zenginlik vermek suretiyle maddî alanda olabileceği gibi üzüntüyü sevince, sapıklığı hidayete, mâsiyeti taate, günahkârlığı tövbeye, mağlûbiyeti zafere ve cehaleti ilme çevirmek suretiyle mânevî alanda da gerçekleşebilir.

1.0030
Paylaş:
Yanıt Yaz

Bu konuya yanıt yazmak için giriş yapman gerekiyor.